İran ve Hindistan’ dan gelen malların buradan deniz yolu ile Akdenizin diğer limanlarına taşınmasını sağlamak amacıyla sahilde kurulan küçük bir liman kentidir. Antik kentten günümüze kadar ulaşabilen tarihsel yapıtlar ne yazık ki kalmamıştır. Ancak İskenderun’ dan çıkışta göze çarpan duvar kalıntıları ortaçağ dönemlerine ait bir limanın kalıntılarıdır. Esentepe’ de yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkartılan görkemli eserler bugün Antakya Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.


ARSUZ

Akdeniz’ in kıyısında, İskenderun’ un 32 km güneyinde şirin bir tatil köyüdür. Plajları ile ünlü kıyı şeridinde yemyeşil dağlarla, masmavi deniz arasında, Arsuz çayı kenarında kurulmuştur. Denizi temiz ve kumsalları nefis olan Arsuz’ un yaz aylarında nufüsu adeta artmaktadır.Antik dönemlerde Arsuz, Doğu Akdeniz en önemli liman kentlerinden birisiydi ve “Rhous” “Rhosopolis” “Port-Panel” adları ile anılıyordu.Şehir en parlak dönemini Romalılar döneminde yaşamıştır. Yörede yapılan kazılarda o döneme ait heykeller, kolonlar, lahitler, mezar taşları, parfüm şişeleri ile seramik parçaları bulunmuştur.Arsuz’ dan yaklaşık olarak 10 km. kadar güneye inildiğinde Konacık Köyü sahilinde antik bir liman kentinin kalıntılarını görmek mümkündür. Helenistik dönemden kalma bu liman kalıntılarını görmek mümkündür. Helenistik dönemden kalma bu liman kalıntıları halk tarafından Sütunlu liman olarak adlandırılmaktadır.Sakin bir ortamda otel ve pansiyonlardan birinde kalarak güzel kumsallardan, güneş ve denizden yararlanarak su sporları yapılabilir.Arsuz şehir merkezinde yer alan Maryo Hanna Kilisesi 1778 yılında yapılmış olup, inanç turizmi açısından son derece önemlidir.Civardaki Meryem ana Havuzu Hristiyanlar tarafından kutsal olarak bilinmektedir. Hacıahmetli köyünü 8 km. geçtikten sonra sola sapan toprak bir yol ile bu kutsal havuza erişilir. Burası aynı zamanda dünyanın en eski kiliselerinden birinin yeri olduğu söylenmektedir. Rivayete göre burası Mermem Ana’ nın banyo yaptığı yerdi. Ancak burada günahkar bir kadının banyo yapması üzerine göl kurumuştur.

FRANK LİMANI

Domuz burnunun güneyinde bulunmaktadır. Helenistik döneme ait izleri taşımaktadır.

Şalan (Şivlan) Kalesi : Amanos Dağları’nı aşarak İskenderun Körfezi’ni Kırıkhan Ovasına bağlayan, Değirmendere yakınındaki bir dağ yolunda, sarp bir tepe üzerindedir. Helenistik Dönem’de yapılan kale Bizans ve Haçlılar tarafından karakol, gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. Sarıseki Kalesi : İskenderun’a 10 km. uzaklıkta, Helenistik Dönemden kalma bir kaledir. Osmanlıların eline geçmeden önce, sırasıyla Roma, Bizans, Haçlı ve Selçuklular tarafından kullanılmıştır. Kapı üzerinde bulunan Arapça yazı kalenin Memlüklüler tarafından yeniden yapıldığını bildirir. Osmanlı Döneminde 1516 yılında, Yavuz Sultan Selim zamanında başlayan onarım, 1549 yılında Kanuni Sultan Süleyman devrinde bitirilmiştir. Askeri bölge sınırları içinde olduğundan ziyarete açık değildir.Yunus Sütunu:İskenderun – Payas Demiryolu üzerinde Nato İskelesi yakınında, İskenderun’a giriş kapısı durumundadır. Rivayete göre Büyük İskender’in cesedi bu kemer üzerinde yerleştirilmiştir. Diğer bir rivayete göre Yunus Peygamber yunus balığının karnından burada karaya çıkmıştır.Kaptanpaşa Camii :İskenderun şehir merkezinde Ulucami caddesi üzerindedir. 1280 tarihinde yapılan caminin iki minaresi daha sonra eklenmiştir. Şehrin en büyük camisidir.Latin Katolik Kilisesi : 1600′ lü yılların başında Kapuçin Rahipleri tarafından kurulan kilise Mithatpaşa Caddesi üzerindedir. 1888 yılında büyük bir restorasyon geçiren yapı toplam 114 sütun üzerine oturur. Pek çok spor ve kültür faaliyetlerine sahiptir. İskenderun Belediye Sarayı yanında bulunan kilisede haftanın her günü ayin yapılmaktadır. Güzelyayla St. Meryem Ana Katolik Kilise ve Manastırı : Önceleri Belen’de faaliyet gösteren St. Maria Kilisesi, dönemin ilçe yönetimi tarafından istimlak edilerek okul haline dönüştürülmüş, cemaate Güzelyayla’ da başka bir yer tahsis edilmiştir. 1920 yılında yaptırılan Meryem Ana Kilisesi ve Manastırı’nda sedece yaz aylarında ibadet yapılmaktadır. İskenderun Latin Katolik Kilisesi’ne bağlı olan kilise 15 Ağustos’ta Meryem Ana’nın göğe yükselmesine adanmıştır. Karasun Manuk Kilisesi : Yapılış tarihi 1872′ dir. Daha sonra restore edilen kilise halen kullanılmaktadır. Marcircos Ortodoks Kilisesi :1585 yılında kurulan kilise Denizciler caddesi üzerindedir. Halen yöre halkı tarafından gerek ibadet, gerekse adakta bulunmak için kullanılmaktadır. Marcircos Ortodoks Kilisesi’nde 5 Mayıs Hıdır İlyas Şenlikleri ve 6 Mayıs Aziz’in isim günü kutlamaları yapılmaktadır. Aziz Nikola Ortodoks Kilisesi : 1870 yılında kurulan kilise İskenderun’un en işlek caddesi olan Şehit Pamir üzerindedir. Halen ibadete açık olan kilisede paha biçilmez tablolar ve işlemeler vardır.Tarihi Saat : Hatay’ı işgal eden Fransızlar tarafından yapılmıştır. 1925 yılında başlayan saat inşaatı 1936 yılında tamamlanmıştır. 1960 yılından beri Kamil Karagözoğlu adlı sanatçının bakımı altında bulunmakta olup saat bugün bile kusursuz bir şekilde çalışmaktadır. GEZİ VE MESİRE YERLERİ

SARIMAZI

İskenderun – Belen asfaltı üzerinde olup, çamlık ve deniz manzaralıdır.

GÜZELYAYLA

Sarımazı’ dan 8 km.lik asfalt bir yol ile yeşilliğin ve ormanın hakim olduğu virajlı bir güzergahtan çıkılır. Eski adı ile “Soğukoluk” olarakta anılır. İskenderun Körfezine hakim bir konumu, pansiyon tipi evleri, günü birlik yeme içme üniteleri buraya olan ilgiyi arttırmıştır. Kamp kurulup, piknik yapılarak, orman içinde kısa gezintiler yapılabilir.

NERGİZLİK

İskenderun’ a 14 Km. asfalt bir yolla bağlanan kısmen altyapı sorunu çözümlenmiş bir mesire yeridir. Basit köy evlerinin otantik yapısı yanında, ikinci konut yayla evlerinin yapıldığı, çam ve meyve bahçeleri ile her türlü sebzenin yetiştirildiği bu yerde güzel bir tatil geçirmek mümkün.

ATİK

İskenderun’ a 14 km mesafede İskenderun – Antakya karayolu üzerinden sola doğru ayrılan bir yol ile bu mesire yerine gelinir. Suyu meşhurdur.

GÜLCİHAN

İskenderun – Arsuz asfaltı üzerinde 27 km. uzaklıktadır. Tabii bir plaj ve dinlenme yeridir

No tags for this post.

ilgili yazılar